HARBİ SOHBET EYLENCE FİLM DİZİ VE BİLGİ DÜNYASI Forum Ana Sayfa HARBİ SOHBET EYLENCE FİLM DİZİ VE BİLGİ DÜNYASI
sohbet eğlence ve bilgi forumu film izle indirmeden izle oyun oyna
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Padişah'ın Emaneti

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    HARBİ SOHBET EYLENCE FİLM DİZİ VE BİLGİ DÜNYASI Forum Ana Sayfa -> dini bilgiler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
BARAN
Admin
Admin


Kayıt: 01 Mar 2008
Mesajlar: 2733

MesajTarih: 26,09,2008, 20:44:29    Mesaj konusu: Padişah'ın Emaneti Alıntıyla Cevap Gönder

BİSMİLLAHİRRAHMANİRR AHİM

"Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığı satın almıştır." (Tevbe:111)


Nefsini ve malını Cenâb-ı Hakk'a satmak ve O'na kul ve asker olmak ne kadar kârlı bir ticaret, ne kadar şerefli bir rütbe olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciği dinle:



Bir zaman bir padişah, halkından iki adama, her birisine emaneten birer çiftlik verir. İçinde fabrika, makine, at, silâh gibi her şey var. Fakat fırtınalı bir savaş zamanı olduğu için hiçbir şey yerinde kalmaz; ya mahvolur veya değişme gösterir, gider. Padişah, o iki nefere, tam bir merhametle, en yakın ve en şerefli memurunu gönderir. Gayet merhametli bir ferman ile onlara derki:

"Elinizde olan emanetimi bana satınız; ta sizin için muhafaza edeyim, boşuna kaybolmasın. Hem savaş bittikten sonra size daha güzel bir şekilde geri vereceğim. Hem o emanet sizin malınızmış gibi; pek büyük bir fiyat size vereceğim. Hem o makine ve fabrikadaki aletler benim ismimle benim katımda işlettirilecek. Hem fiyatı, hem ücretleri birden bine yükselecek. Bütün o kârı size vereceğim. Hem sizler, âciz ve fakirsiniz. O koca işlerin masraflarını karşılayamazsınız. Bütün masrafları ve ihtiyaçları ben üzerime alırım. Bütün gelirleri ve araç-gereçleri size vereceğim. Hem de bitiş zamanına kadar elinizde bırakacağım. İşte beş mertebe kâr içinde kâr!

"Eğer bana satmazsanız, zaten görüyorsunuz ki, hiç kimse elindekini muhafaza edemiyor. Herkes gibi sizin de elinizden çıkacaktır. Hem boşuna gidecek; hem o yüksek fiyattan mahrum kalacaksınız. Hem o nazik ve kıymetli aletler, mizanlar; işlettirilecek şahane madenler ve işler bulmadığından, bütünüyle kıymetten düşecekler. Hem idare, muhafaza zahmeti ve külfeti başınıza kalacak. Hem emanette hıyanet cezasını göreceksiniz. İşte beş derece zarar içinde zarar! "Hem de bana satmak; bana asker olup benim namımla kullanmak demektir. Adi bir esir ve başı bozukluğa bedel, âli bir padişahın has, serbest en yakın askeri olursunuz."

Onlar şu iltifatı ve fermanı dinledikten sonra, o iki adamdan aklı başında olanı dedi: "Baş üstüne! Ben memnuniyetle satarım, hem bin teşekkür ederim."

Diğeri gururlu, nefsi firavunlaşmış, bencil, ayyaş, sanki ebedî o çiftlikte kalacakmış gibi dünya zelzelelerinden, çalkantılardan haberi yokmuşçasına dedi: "Yok, padişah kimdir? Ben mülkümü satmam, keyfimi bozmam."

Bir zaman sonra birinci adam öyle bir mertebeye çıktı ki, herkes haline gıpta ederdi. Padişahın lûtfuna mazhar olmuş; özel sarayında saadet içinde yaşıyor. Diğeri öyle bir hale düşmüş ki, herkes ona hem acıyor, hem de "Müstehak!" diyor. Çünkü hatasının neticesi olarak, hem saadeti ve mülkü gitmiş, hem ceza ve azap çekiyor.

İşte, ey heveslere çok düşkün nefis! Şu misalin dürbünüyle hakikatin yüzüne bak. Göreceksin ki o padişah, Ezel-Ebed Sultanı olan Rabbindir, Hâlıkındır. Ve o çiftlikler, makineler, aletler, mizanlar ise; senin hayat dairesi içindeki sahip oldukların ve o sahip oldukların içindeki bedenin, ruhun ve kalbin ile onlar içindeki göz, dil, akıl ve hayal gibi görünen ve görünmeyen duyularındır, duygularındır. Ve o en yakın memur ise, Resul-i Kerîmdir. Ve o en kuvvetli emirler ise, Kur'ân-ı Hakîm'dir. Bahsinde bulunduğumuz büyük ticareti şu âyetle ilân ediyor:
"Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığı satın almıştır." (Tevbe, 111)

Ve o dalgalı savaş meydanı ise, şu fırtınalı dünya yüzüdür. Ki; durmuyor, dönüyor, bozuluyor ve her insanın aklına şu fikri veriyor: "Madem her şey elimizden çıkacak, fânî olup kaybolacak. Acaba ebedi bir hale dönüştürmenin çaresi yok mu?" deyip düşünürken, birden semavî Kur'ân sedası işitiliyor. Der:
"Evet, var. Hem beş derece kârlı bir biçimde, güzel ve rahat bir çaresi var."

Sual: Nedir?
El Cevap: Emaneti hakiki sahibine satmak. İşte o satışta beş derece kâr içinde kâr var.

Birinci Kâr: Fânî mal ebedi kalır. Çünkü Kayyûm-u Bâkî (ebedi sahip) olan Zat-ı Zülcelâl'e verilen ve O'nun yolunda sarf edilen şu bitecek ömür, ebediyete dönüşür, bâkî meyveler verir. O vakit ömrün dakikaları adeta tohumlar, çekirdekler hükmünde görünürde yok olur, çürür. Fakat beka aleminde (ahirette) saadet çiçekleri açarlar ve sümbüllenirler. Ve kabir aleminde aydınlık, sevimli birer manzara olurlar.

İkinci Kâr: Cennet gibi bir fiyat veriliyor.

Üçüncü Kâr: Her âzâ ve duyguların kıymeti birden bine çıkar. Meselâ akıl bir alettir. Eğer Cenâb-ı Hakk'a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, o zaman öyle uğursuz, rahatsızlık ve sıkıntı veren bir alet olur ki; geçmiş zamanın hüzün verici elemlerini ve gelecek zamanın korkulacak halleri senin bu biçare başına yükletecek; bereketsiz ve zararlı alet derecesine inecektir. İşte bunun içindir ki; fâsık adam, aklın sıkıntısından ve tacizinden kurtulmak için, çoğunlukla ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar. Eğer Mâlik-i Hakikîsine (hakiki sahibi Allah'a) satılsa ve O'nun hesabına çalıştırsan, akıl öyle gizemli bir anahtar olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini sana açar. Ve bununla sahibini ebedi mutluluğa hazırlık ettiren bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkar. Meselâ göz bir duyudur. Ruh, bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer Cenâb-ı Hakk'a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, geçici güzellikleri ve manzaraları seyretmekle şehvet ve nefsani heveslere bir adice bir hizmetkâr olur. Eğer gözü, gözün sahibi Sâni-i Basîrine (her şeyi gören yaratan Allah'a) satsan ve O'nun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan, o zaman şu göz; şu büyük kainat kitabının bir yorumlayıcısı ve şu âlemdeki Allah'ın mucizevî sanatının bir seyircisi ve şu yer yüzü bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar.

İşte, ey akıl, dikkat et! Uğursuz bir alet nerede, kâinat anahtarı nerede? Ey göz, güzel bak! Adi bir terbiyesiz nerede, İlahi kütüphanenin ilim sahibi nerede? Ve ey dil, iyi tat! Bir tavla kapıcısı ve bir fabrika yasakçısı nerede, Allah'ın özel rahmet hazinesinin amiri nerede?

Ve daha bunlar gibi başka aletleri ve âzâları kıyas etsen anlarsın ki, hakikaten mü'min Cennete lâyık ve kâfir Cehenneme muvafık bir özellik kazanır. Ve onların her biri öyle bir derece almalarının sebebi, mü'minin, imanıyla Hâlık'ın emanetini O'nun namına ve izni dairesinde kullanmasıdır. Ve kâfir hıyanet edip kötü isteklerinin hesabına çalıştırmasıdır.

Dördüncü Kâr: İnsan zayıftır; belâları çoktur. Fakirdir; ihtiyacı pek ziyadedir. Âcizdir; hayat yükü pek ağırdır. Eğer Kadîr-i Zülcelâl'e dayanıp tevekkül etmezse ve güvenip teslim olmazsa, vicdanı devamlı azap içinde kalır. Fayda getirmeyen meşakkatler, elemler, üzüntüler onu boğar.Yada sarhoş veya canavar eder.

Beşinci Kâr: Bütün o âzâ ve aletlerin ibadeti ve tesbihâtının o yüksek ücretleri, en muhtaç olduğun bir zamanda Cennet yemişleri suretinde sana verileceğine, ehl-i zevk ve keşif ve ehl-i ihtisas ve müşahede ittifak etmişler.

İşte bu beş mertebe kârlı ticareti yapmazsan, şu kârlardan mahrum kalmaktan başka, beş derece kötülük içinde kötülüğe düşeceksin.

Birinci Kötülük: O kadar sevdiğin mal, evlât, perestiş ettiğin(peşinden koştuğun) nefis, heva, sevdalandığın gençlik ve hayat yok olup kaybolacak, senin elinden çıkacaklar. Fakat günahlarını, elemlerini sana bırakıp boynuna yükletecekler.

İkinci Kötülük: Emanete hıyanet cezasını çekeceksin. Çünkü en kıymetli aletleri en kıymetsiz şeylerde sarf edip nefsine zulmettin.

Üçüncü Kötülük: Bütün o kıymetli insani aletlerini hayvanlıktan çok aşağı bir dereceye düşürüp hikmet-i İlâhiye'ye iftira ve zulüm ettin.

Dördüncü Kötülük: Acizlik ve muhtaçlığınla beraber, o pek ağır hayat yükünü zayıf beline yükleyip yokluk ve ayrılık sillesi altında devamlı bir vâveylâ (telaş) edeceksin.

Beşinci Kötülük: Ebedi hayat ilkelerini ve ebedi saadet ihtiyaçlarını karşılamak için verilen akıl, kalb, göz ve dil gibi güzel hediye-i Rahmâniye'yi, Cehennem kapılarını sana açacak çirkin bir surete çevirmektir.

Şimdi satmaya bakacağız. Acaba o kadar ağır bir şey midir ki, çokları satmaktan kaçıyorlar? Yok, kat'a ve asla! Hiç öyle ağırlığı yoktur. Zira helâl dairesi geniştir, keyfe yeterli gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. İlâhi farzlar ise hafiftir, azdır. Allah'a kul ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez. Vazife ise, yalnız bir asker gibi, Allah namına işlemeli, başlamalı. Ve Allah hesabıyla vermeli ve almalı. Ve O'nun izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. Kusur etse, istiğfar etmeli.

"Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi kendine kul kabul et. Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Âmin" demeli ve O'na yalvarmalı.


Bediuzzeman Said-i nursi

_________________
^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    HARBİ SOHBET EYLENCE FİLM DİZİ VE BİLGİ DÜNYASI Forum Ana Sayfa -> dini bilgiler Tüm zamanlar GMT +1 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Gratis Page Rank Service - Pagerank Anzeige ohne Toolbar yatus24.de - Pagerank Anzeige ohne Toolbar


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.041