 |
HARBİ SOHBET EYLENCE FİLM DİZİ VE BİLGİ DÜNYASI sohbet eğlence ve bilgi forumu film izle indirmeden izle oyun oyna 
|
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
BARAN Admin


Kayıt: 01 Mar 2008 Mesajlar: 2733
|
Tarih: 26,04,2008, 16:01:41 Mesaj konusu: Hipnoz Nedir? TV'de Hipnoz Ediliyor Olabilirsiniz |
|
|
Hipnoz Nedir?
[/b]Hypnos'e kelimesini ilk defa ingiliz doktor Braid kullanmıştır. Kendisine bu konuda yunan mitolojisi kaynaklık etmiştir.Yunan mitolojisinde Hypnos kelimesi şu şekilde geçmektedir. " Yunan mitolojisinin uyku tanrısı 'HYPNOSE' Gece'nin Oğlu ve Ölüm 'ün (Thanatas) kardeşidir. (Resim) Kardeşi ile birlikte Hades'in ölüler diyarında yaşar.Kanatlı bir genç şeklinde tasvir edilen hypnos, yorgun insanların anılarına sihirli değneği ile değmek, karanlık kanatları ile yelpazelemek ya da bir boynuzdan, kişilerin üzerine uyku verici bir madde dökmek suretiyle onlara uyku verir. Thanatos'da kanatlı bir ruh halinde tasvir edildiğinden aynen hypnos'a benzer. Hypnos'un oğullarından biri ise, rüyalar tanrısı "Morheus" dur. Resim:Rüyalar tanrısı Morfeus'un babası Hypnos'un roma devrinden kalma bronz heykeli.
Hypnos'un tanrılar üzerinde dahi etkisi vardır. Homer'e göre Hypnos , Herav'ın ricası üzerine bir gece kuş şekline bürünerek, Zeus'u ida dağı üzerinde uyutmuştur.
Dr. Kriton Dinçmen tarafından yazılan "Psykhiatria ve Mythos" isimli eserinde ise Hypnos şu şekilde tanımlanmaktıdır: "Uyku ilahıdır Hypnos. Ölüm ilahı olan Thanatos ile beraber gece-Nyx' ten babasız olarak doğmuştur.
İnsanların ve genellikle tüm yaratıkların fizyolojik işlevlerinin ayarlanmasında esas rolü oynayan "Cyrcadian Cyclus-24 saat tanzimi " hadisesinde, uyku hypnos olayının temelini oluşturur. Fahrettin Kerim Hocanın "Uyku sinir sisteminin miarı ve mimarıdır." sözü galiba bu konuda dünyü tıp literatüründe söylenmiş en manalı ifadedir.
Ana tanrıçalardan Hera,Çanakkale yöresindeki İda Dağında Zeus ile sevişmek ister.Galiba Zeus Hera'ya pek yüz vermemiş olacak ki, Hera, Hypnos'dan hatta ona cilveli Kharit'lerden birini peşkeş çekeceğine de söz verir- gelip Zeus'u uyutmasını rica eder. Zeus'da, yarı uykuda iken o sersemlik hali içinde "He" der.(Dinçmen)
Hypnos'un sözlüklerdeki anlamlarıda şu şekilde geçmektedir.
Hyp-no-sis / isim (çoğulu-ses) Bir şahıs tarafından diğer bir şahsın hareketlerini kontrol edebilir şekilde derin uykuya benzer bir duruma sokulması halidir.(Hornby)
Hypnos: Yunan mitolojisinde uyku tanrısı. Erebas ile Nyx'in (gece) oğlu, Thanatos ile birlikte, Memnon'u, Sarpedon'u veya destan kahramanlarını mezara yerleştirirken görür; Bazen ciddi ve tatlı, şakak ve omuzlarında kanatları olan bir delikanlıdır. (Helenistik bir heykel, Hypnosu uyutucu bir sıvıyı bir boynuzdan boşaltırken gösterir.) (Madrid Müzesi)
Hipnoz: İ. Fr. Hypnose Yun.
1. Psik: Sözle, bakışla telkin yapılarak meydana getirilen bir çeşit uyku hali . Bu halde uyuyan kimse (denek) uyutanın etki ve telkinlerine açık, fakat dış dünyanın başka etkilerine karşı kapalıdır. (Osmanlıcası Nevm-i Sınai; İngilizcesi Hypnosis)
2. Tıp: Mekanik, fiziksel veya ruhsal yollarla yahut kimyasal maddelerle sağlanan suni uyku. (Kimyasal maddelerle yapılan hypnosa genellikle narkoz adı verilir.)
Eşanlamlı : İpnoz.(Tuğlacı)
Hipnoz yanlış inanç, mistisizm ve ihmal tarafından sıklıkla gölgelenen ve tahrip edilen büyüleyici bir konudur. Eğlence ve zevk için yapılan hipnozun; hipnoterapiyle olan ilgisi, astroloji ya da astronomiyle olan ilgisinden daha fazla değildir. Hipnoz kelimesi pekçok kişinin aklına modası geçmiş önyargılar, tabular ve yanlış inanışlar getirir. Bazı hekimler özellikle az tecrübeli ya da tecrübesiz olanlar bunu hemen ayıplarlar.
Hipnoz çok eski bir sanattır, ilk defa hristiyanlığın ortaya çıkışından evvelki zamanlarda büyücülük, din ve tıp bir arada uygulanıyorken kullanılmıştır. Hipnozun bazı teorik yönleri hâlâ tartışmalıdır ve izah edilememiştir. Ancak hipnoz tıpta bu durumda olan tek konu değildir.
Hipnoterapi, psikoterapiye yön ve hız veren etkili bir multifonksiyonel tekniktir. Geçen yirmi yıl içerisinde hipnozun tıpta kıymetli bir tedavi yöntemi olduğu görüşü oldukça taratfar toplamıştır.
Hipnoza karşı batıl inançlarla ve kuşkuyla bakılan çağ, terapotik (tedavi) kıymetinin anlaşılmasıyla ortadan kalkıyor.
Bazı akıllıca seçilmiş vakalarda, başka hiçbir tedavi formu hipnoz gibi hızlı ve yararlı sonuçlar vermez.
Hem sadece destekleyici ya da şikayetlerin giderilmesi (semptomatik) amaçla, hem de hastalık sebebleri olan (etiyolojik faktör olan) bilinçaltı güdülerinin ve sorunlarının ortaya çıkarılması amacıyla kullanılan psikoterapide hipnoz, hekime hızlı ve etkili sonuçlar elde etmede çok kıymetli fayda sağlar.
Uzun bir süreden beri psikoterapistler zihinle vücudun ayrı olmadığını söylüyorlar. Hem sıhhatteyken hem de hastayken akıl ve vücut tek bir ünitedir. Herhangi bir bedensel (somatik) hastalığı pür somatik ya da herhangi bir psişik durumu tamamen psişik kabul etmek hatalıdır.
Akıl ve vücut öylesine içiçe ilişkili ünitelerdir ki, emosyonel bir refleks reaksiyon olmaksızın psişik bir değişiklik olmaz, bunun tersi, vücudu etkilemeden hiçbir psişik değişme meydana gelemez. Bundan dolayı organik ve fonksiyonel hastalıklar önemli ölçüde birbirinin üstüne biner. _________________ ^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN |
|
| Başa dön |
|
 |
BARAN Admin


Kayıt: 01 Mar 2008 Mesajlar: 2733
|
Tarih: 26,04,2008, 16:03:39 Mesaj konusu: |
|
|
TV'de Hipnoz Ediliyor Olabilirsiniz
Gözümüzün saniyede 24 kare algılayabiliyor.. 25. kare ise beynimize yazılıyor. İşte bu sistemin adıda 25. Kare Örneğin Siz TV'de bir çizgi film izlerken adamlar 25. Kareye "Coca Cola İç" yazısı koyuyorlar ve canınız cola çekmeye başlıyor ..
Şaka gibi görünsede Rusyada yapılan araştırmalarda bu yöntem uygulandığında Cola satışlarının arttığı gözlenmiş..
'Başka Kanal İzleme, Başka Kanal İzleme, Başka Kanal İzleme'...
Televizyon yayını kullanılarak insanın bilinçaltına belirli bir sloganı yerleştirmeyi amaçlayan "25'inci kare (25th shot)" tekniğinin Rus TV'leri tarafından yaygın olarak kullanıldığı ve hükümetin buna karşı mücadele başlattığı bildirildi.
Rusya Basın Bakanı Yardımcısı Valeri Sirojenko'nun açıklamasına göre, "25'inci kare"yi saptamak üzere özel bir detektör geliştirildi ve bu cihaz ile yıl sonuna kadar tüm TV kanallarının sürekli kontrolü sağlanmış olacak.
İtar-Tass'ın haberine göre, resmi olmayan bilgiler, Rusya TV programlarının 5'te 1'inin, "25'inci kare"yi içerdiğini ortaya koyuyor. İnsan gözünün, TV izlerken saniyede 24 kareyi algılayabildiği, 25'inci karenin ise göz tarafından fark edilmese bile doğrudan beyne etki ettiği belirtiliyor. Uzmanlara göre bu etki, beyni "yüksek derecede ikna edici" olabileceği gibi, tahrip edici de olabiliyor. Rusya Basın Bakanlığı, bu etkiyi yayınlarında kullandığı tespit edilen TV kanallarının lisanslarının iptaline dahi gidilebileceği uyarısı yaptı.
Bakanlık kaynaklarına göre, TV'lerde yayımlanan her üç filmden birinde, 25'inci kare şeklinde, promosyon amaçlı bir slogan veya reklam yer alabiliyor. Bu slogan veya reklamlar, "başka kanal izleme" şeklindeki anonslardan, siyasi amaçları hedefleyen sloganlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
Rusya'nın geliştirdiği detektörün, dünyadaki benzerlerinin dördüncüsü olduğu kaydedildi.
YORUM: İnsan gözü, saniyede 24 kareyi algılar, 25. kare, beynine bilinçaltından girer saptaması doğru değil. 24 kare/saniye, insanın ard arda gelen görüntüleri hareketli bir bütün halinde algılaması için gereken minimum değerdir. 25 kare/saniye bir görüntü ile 50 kare/saniye bir görüntüyü yanyana koyduğunuzda açıkca ayırt edebilirsiniz (pc'nizde boyle bir deney yapabilirsiniz). Bu bilinçaltına gitme olayının sebebi 1 kareden olusan bir mesaj olması, yani saniyenin 1/24'u kadar süre gözünüzün önüne gelerek bir flaş gibi geçmesi. Bu hızda geçen bir görüntüyü görürsünüz ama gördügünüzün farkına varmazsınız, ama hafızanızda yer edinir. Bilincaltına işleme olayı budur. Özellikle dikkat ederseniz, bu 1 karedeki görüntüyü gördükten sonra o görüntüyü zihninizde düsünerek (hatırlayarak) 4-5 saniye sonra ne olduğunu anlayabilirsiniz. _________________ ^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN |
|
| Başa dön |
|
 |
BARAN Admin


Kayıt: 01 Mar 2008 Mesajlar: 2733
|
Tarih: 26,04,2008, 16:07:40 Mesaj konusu: |
|
|
Hipnoz Teknikleri #1
[/b]Hipnotizmanın tarihçesini işlerken gördüğümüz gibi; hipnotizma yapmak için bir çok usul kullanılmaktadır. Hatta her hipnotist kendi kişiliğine uygun bir usul tesbit ederken; sujenin durumunu da göz önüne alarak bu usulünde zaman zaman değişmeler yapabilmektedir. Belli başlı hipnotistlerin kullandıkları usulleri ve metodları yeri geldikçe izah ctmeye çalışacağız. Ama esas vermek istediğimiz kendi kullandığım metodun ayrıntılarını burada sizlere sunabilmektir. Yılların araştırmalarının vermiş olduğu bilgi ve tecrübe birikimini burada satırlara dökmeye çalışacağım. bu arada literatür bilgisi ile çatışan veya desteklenen yerleri de özellikle belirteceğim. Şimdilik aşağıda ismi belirtilen araştırmaların usul ve metodlarını ve bu arada kendi usulümüzü aktarmaya çalışacağım. Bunlar;
1 - Kendi Usulümüz «Bakışla Tesbit, Sözle Telkin»
2- DELEUZE USULÜ
3-Tester USULÜ
4- NOİZET USULÜ
5- ESSDAİL USULÜ
6- FARİA USULÜ
7- BRAİD USULÜ
8- CHARCOT USULÜ vardır.
9- LIEABEAULT USULÜ
10- BERNHEIM USULÜ
1- KENDl USULÜMÜZ: BAKIŞLA TESBİT, SÖZLE TELKİN METODU:
Metodumuz temelde diğer tekniklerden pek farklı değildir. Bütün teknikler temelde aynı fizyolojik kanunlardan hareket ederek belirli sonuçlara ulaşmışlardır. Temelde aynı olan metodlar ve teknikler kullandıkları yol itibarı ile birbirinden ayrılmaktadırlar.
Metodumuzun giriş kısmını Hipnotaabilite: (Suggestibilite) testlerini izah ederken kısmen değinmiştik. Burada konuyu daha detaylı ve etraflı olarak inceleyeceğiz.
Şahsıma yapılan müracaatların çoğu. hipnotizmayı nasıl yaptığım ve bu işin püf noktasının ne olduğu etrafında idi. Durum bu merkezde olunca; elbette ki bende bu konuya fazla eğileceğim ve bu suallere tatminkar bir cevap vermeye çalışacağım.
Çalışmalarımızda esas elde etmek istediğimiz amaç süjelerimizin bize olan itimat ve güvenlerini sağlamaktır. Bunun için de bir çok hileli yola başvurmaktayım. Tarafımızdan bilinen bir çok fizyolojik illüzyon ve halusinasyonlardan yararlanarak; süjelerimızin itimadını sağlamaktayız. Süjelerimizin itimadını temin ettik-ten sonra onlan yavaş yavaş istediğimiz yöne kanalize etmekte ve bu arada oluşan telkin alma kabiliyetindeki artmadan da yararlanarak onları hipnotize etmekteyiz.
Herhangi bir süjemle hipnoz konusunda anlaşmaya vardıktan sonra daha önceki bölümlerde gördüğümüz; «Hipnoza Hazıriık» safhasında gerekli olan tüm şartları yerine getirmeye çalışırım.
Hipnoza hazırlık safhasında belirttiğim Genel Faktörler ve Özel Faktör-ler'den ne kadar fazla yararlanabilirsem başanm da o oranda artmaktadır. Ama bunun yanında bu bahsettiğimiz kolaylaştıma faktörlerin çoğuna sahip olmadan da çok başarılı hipnotizma seansları yaptığımızı burada belirtmek isterim. Yeri geldikçe bu seanslann özel durumlarını izah etmeye çalışacağım.
Belirttiğimiz çevre şartlarını da sağladıktan sonra süjemle hipnoz odasında karşı karşıya geliriz. Odada bulunan şahıslar ve süjem pür dikkat, hareketlerimi takip etmektedir. Bu andan itibaren biraz occuttik (gizemci), biraz esrarengiz tavır ve cümlelerle seansıma başlarım.
Şimdiye kadar bir kaç seansım hariç bakışla hipnotizma yapmış değilim. Dr.Braid'in yapmış olduğu metodun bir benzerini uygulamaktayım. Bahsettiğim hipnoz odasının sade ve düz olan duvarına 20 x 20 cm. ebadında bir beyaz veya saman kağıdını bir selobantla yapıştınnm. Bu yapıştırma olayı rastgele bir olay değildir. Yaptığımız her hareketin ya occuttik bir anlamı veya fizyolojik bir temelivardır. Kağıdı yapıştırdığımız yer süjemin göz hizasından 30-40 cm. yukarıda bulunur. Yaptığım çeşitli denemelerde en uygun şartın bu olduğunu gördüm. Süjemm gözüyle aynı seviyede tutulmuş, kağıt yapıştırma çalışmalarının sonucu daha başarısız oldu.
Sıra süjemin kağıda olan uzaklığın tesbite geliyor. Sujemin kağıda olan uzaklığı 1,5-2 metre kadar olmalıdır. Daha uzak ve daha yakın mesafelerde aynı şekilde daha başarısız sonuçlar verdiğini gördüm.
Süjemizi uygun bir kanepeye oturturum. Otunna işlemi de çok önemlidir. Süje otururken adalelerinden hiçbirinin kasılmaması gerekir. Çünkü sabit bir şekilde uzun süre durmasını isteyeceğimiz süjenin dikkati, bir müddet sonra adalelerinin ağrısı ve kasılması sonucu dağılabilir. Bu da bizim işimizi bozar. Onun için süjemi diş hekimlerinin kullandığı tipten bir ayarlanan koltuğa oturtmak en iyi yoldur. Şayet kullandığımız koltuk bu ise bu koltuğu 30-40 derecelik bir eğim yaptırtılarak, arkaya yatırılması sağlanır. Burada dikkat edilecek önemli noktalar-dan biride süjenin boyun adalelerinin boşta kalmasına mani olmaktır. Bu tip koltuklarda süjemizin başını destekleyecek düzenekler bulunduğun-dan pek problem olmamaktadır. Şayet böyle bir koltuk ımkanına sahip değilsek, 'ahat ve arkası uzun olan bir kanapeden yararlanabiliriz. Kanapenin arkasının (sırt dayanacak kısmın) uzun olmasının amacı; süjen'm başını destekleme imkanına sahip olmamızdandır. Şayet böyle bir koltuğumuz yoksa seansımızı basit bir karyola üzerinde de yapabiliriz
Kaynak: Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! |
_________________ ^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN |
|
| Başa dön |
|
 |
BARAN Admin


Kayıt: 01 Mar 2008 Mesajlar: 2733
|
Tarih: 26,04,2008, 16:08:53 Mesaj konusu: |
|
|
Otohipnoz (Kendi Kendinizi Hipnoz)
Bir kişinin kendi kendini hipnoz edemiyeceğine dair eski bir inanç vardır ve bu hipnoanaliz için de geçerlidir. Hipnoanaliz gıdıklama veya gıcıklanmaya benzer. Kişinin kendi kendini hipnoanaliz etmesi oldukça zordur. Yine de rahatlama, anestezi ve sınırlı diğer durumlar için self hipnoz uygulanabilir ve de sürekli durumlar için de self hipnozu tavsiye etmeyi düşünebilirsiniz. En etkili olacak olanı, hasta tamamen kendinde olmaya yakın olmalı ve hasta genel hipnoz hakkında adamakıllı bilgi sahibi olmalı. Eğer hasta transta iken telkinler verilirse, self hipnozu öğrenme daha kolay olacaktır. Hastanın düzenli seansları esnasında yararlı olana paralel bir metod seçimi yapılacaktır. Sizin tavsiye ettiğiniz önerilerin takviyesi için hasta self hipnozu kullanabilir.
Bir hipnotik transda telkinle hastaya "Sen benim seninle olduğumu ve sana yaptığım gibi sana hipnoz için verdiğim önerileri düşünerek kendi kendini hipnotize edeceksin. Sana vermiş olduğum ve senin kendi kendine verebileceğin aynı uyanma telkinlerini verebileceksin ki self hipnozdan uyanmama korkusuna sahip olmana gerek kalmasın. İlave olarak sizin otomatikman uyanabilmeniz için biri sizin yanınızda olmalı ya da başka bir kişi hipnotik durum esnasında size gereklidir."
Self hipnozu başarmak için kullanılan daha az yaygın yollar veya metodlar vardır. Bunlar, kasetçalar ile hastayı hipnotize ederek tedavi etmek, tedavi edici öneriler veya telkinler ve kendi yönteminizle uyanmak gibi çeşitli metodları içerisine alır. Hipnoz sonrasında hasta kaset çalacak ve daha sonraki hayali durumlarda hasta kendi kendine hipnotik duruma girebilecektir. Yazılı telkinlerle ve aynı yolun uygulanmasıyla bu başarılmıştır.
Aşağıdaki örnek Cinsel Problemlerde Hipnoterapi adlı kitabımızdan alınmıştır.
A. TEMEL OTOHİPNOZ
Cinsel Problemlerde Hipnoterapi'de birinci basamak, temel self-hipnozun öğrenilmesidir. Temel self-hipnozu iyice öğrenmenizden sonra, onu kendi spesifik cinsel ihtiyaçlarınıza nasıl adapte edeceğinizi bölüm altı ve yedide göreceksiniz.
Temel otohipnoz beş fazdan oluşur:
1. Doğal ritmik solunum.
2. Bilimsel vücut gevşemesi.
3. Olumlu hayal kurma.
4. Oto-telkin.
5. 'Reentry' (Geri Dönüş)
B. DOĞAL RİTMİK SOLUNUM
Doğal ritmik solunum, vücudunuzu kendi solunum ritmini bulmaya bırakmanızı mümkün kılar. Derin derin nefes almak için, kendinizi zorlamanıza gerek yoktur. Sadece, kendinizi uyuyan bir bebeğin rahatlığı ve sükunetiyle nefes almaya bırakın.
Fizyolojik olarak, doğal ritmik solunumun, vücudun gevşemiş bir durumda kalmasına yardım ederek, sempatik sinir sistemi fonksiyonu azaltma eğilimi vardır. Sinir sisteminizin sempatik bölümü, vücudunuzun kendi normal kapasitesinin üstünde zorlanmasından sorumludur. Stress veya tehlike zamanlarında, tehlikeyi karşılaması gereken bütün organlar aktive edilir. Sempatik sistem kalp hızını artırır, her vuruşta daha fazla kan pompalanmasına sebep olur. Göz pupillerinizi genişletir, görme duyarlılığınızı artırır. İlave adrenalin yapılır ve bu da, karaciğerinizi daha fazla glikoz üretmesi için uyarır. Stresi karşılamak için ihtiyaç duyulmayan organlara (mide gibi) giden kan azaltılır. Buna, tehlikeye cevap olarak, vücudun savaşması veya kaçması denir, çünkü, vücut tehlikeyle yüzyüze gelme veya ondan kaçma yoluyla hayatta kalmanın yolunu arar. Bu savaşma veya kaçma durumunda kalma, vücudun yıpranmasına ve hırpalanmasına yol açar. Doğal ritmik solunum, vücudunuzu rahatlatmaya yardım etmek ve normal fonksiyonuna geri döndürmek için bir yoldur.
Sürekli ve düzenli solunum yoluyla, sempatik sinir sisteminin rahatlatılması, psikolojik faydalar da sağlar. Rahatlık hissini artırır, sinirliliği yatıştırır, düşünce mekaniğinde rahatlama yapar ve iyilik hissini uyandırır. Basitçe doğal ritmik solunum, parasempatik sinir sistemini aktive ederek bütün vücudun stresten uzak fonksiyonunu sağlar.
Bu solunum tipinin faydalarını, modern bilim adamları gibi, eski yoga filozofları da biliyorlardı. Doğal ritmik solunum, fiziki aktiviteden uzaklaşmanıza izin verir, böylece zihni hipnotik tecrübe için hazırlar.
Kaynak: Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! |
_________________ ^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN |
|
| Başa dön |
|
 |
BARAN Admin


Kayıt: 01 Mar 2008 Mesajlar: 2733
|
Tarih: 26,04,2008, 16:10:15 Mesaj konusu: |
|
|
Hipnozun Yan Etkileri
Tıbbi denetim altında uygun kullanıldığı takdirde hipnoterapinin çok az kontrendikasyonları ve zararlı yan etkileri vardır. Karşılaşılan kişilerle, arasındaki ilişkilerde hiçbir zararlı etki ve bozukluk yoktur.
Psikiatristler prepsikotik ve psikotik hastalarda hipnozu denerler. Bu bir kısım psikiatrisler için oldukça heyecan vericidir. Hipnoterapi ile hızlanan bir psikozun gerçek bir sebebinin olmadığı bildirilmiştir.
Bu istisnaların dışında hipnotizmayı arzu eden hastalarda, hipnotizmanın hiçbir zorluk yaratmayacağından eminim. Hipnozla ilgili uygunsuz sonuçlar matematiksel olarak rutin yapılan cerrahi girişimler sırasındaki mental kondüsyonun canlılığındaki tetik mekanizmasından daha önemsizdir. Operasyonda karar verilen faktörler hazırdır ve yalnız uygun bir açıklama gereklidir. Dr. Erıchson "Çeşitli zamanlarda, yüzlerce konuda yapılan hipnotizmalarda, şahsî yapılan deneylerin hiçbirinde hipnozun zararlı etkisinin gözlenmediğini" bildirmiştir.
Radyoterapi gibi hipnozun da tehlikesi kullanımında değil, suistimal edilmesindedir.
Hiçbir doktor, her durum için ve her hastada hipnozu tavsiye etmemelidir. Hipnoz dikkatle seçilen durumlarda diğer tedavilerden daha etkili olduğu yerlerde kullanılır. Sağlam kliniksel hüküm koyulan vakalarda uygulanmalıdır.
Hipnozun bazı şekilleri hala anlaşılmadığından geri kalan ve açıklanmayan tek alan değildir. Psikodinamikde oryantasyon, hipnoterapinin başarılı olması için sabit olan bir unsurdur. Ve hipnoz bireye özgü değilse kötü muamele görebilir.
Kaynak: Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! |
_________________ ^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN |
|
| Başa dön |
|
 |
BARAN Admin


Kayıt: 01 Mar 2008 Mesajlar: 2733
|
Tarih: 26,04,2008, 16:12:32 Mesaj konusu: |
|
|
Hipnozun Tabiatı
Genç ve güzel bayan hipnozitörün gözlerinin derinliklerine baktı, hipnozitörün gözlerinin parlaklığı ve tesir edici ışıkları, güzel bayanı hipnozitörün büyüsü altına götürdü. Hipnozitör sessiz bir şekilde konuştu "Uykunuz geliyor... Göz kapaklarınızın ağırlaştığını hissediyorsunuz... Bütün vücudunuzu zayıf ve kuvvetsiz hissediyorsunuz... Şu andan itibaren benim emrimdesin... Sesim seni kontrol edecek. Emirlerimin hepsine itaat edeceksin..."
1930'lı yıllarda hipnoz sahne gösterilerinde kullanılıyordu ve şov malzemesi yapılıyordu. O zamanlarda kötü hipnozitörler menfaatleri doğrultusunda genç güzel kadınları kullanıyorlar, kendi isteklerini onlara zorla yaptırıyorlardı.
Kont Dracula da genç güzelleri, kanlarını emebilmek için hipnoz etmişti.
Bu gibi örneklerin yüzünden hipnoz olumsuz olarak ele alınıp, sihirli bir tılsım, şeytani hipnozcu ve isteksiz kurban imajlarına sebep oldu. Hakikaten hiçbir şey gerçek yolundan bu kadar saptırılamazdı.
Svengali bahanedir. Hipnozcunun gücü altında olmak saçmadır, yardımsız transta bulunmak gülünçtür. Son günlerde hipnoz, düşünmenin ve insan aklını kullanmanın doğal bir yolu olarak düşünülüyor ki; bu düşünme muhakemeden ve hayali bilimsellikten çok sanatçının düşüncesi gibidir. Bilim toplumunda hala bilim adamı, sanatçıdan çok itibar görür. Bu tür düşünce teşvik edilmelidir. Çünkü böyle düşünceler hipnozun tehlikeli ve doğal olmadığı düşüncesini yöneltiyor.
1950'li yıllarda T.R. Sarbin'in ve bu günlerde Dr. T.X Barber'in araştırmaları şunları göstermiştir;
Hipnoz, sağ beyin hemisfer aktivitesi ile ilişkilidir.
Hipnozun büyük bölümü insanların öğrenebileceği bir yetenektir.
Tüm hipnotik translar esasında oto (self) hipnozdur.
Hipnotik durumdan kişisel olarak yararlanmak için ritüalistik (gizemli) indüksiyon tekniklerine gerek yoktur.
Hipnozun nasıl bir fenomen olduğunu tecrübe etmek için kendinden geçmek ve derin transa girmek gereksiz bir davranıştır.
_________________ ^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN |
|
| Başa dön |
|
 |
BARAN Admin


Kayıt: 01 Mar 2008 Mesajlar: 2733
|
Tarih: 26,04,2008, 16:14:28 Mesaj konusu: |
|
|
Hipnoz Seansının Özellikleri
Hastanın ilk kez hipnoz için etkilenmesi hemen hemen onun kendisini etkilemesi kadar önemlidir. Hatta bu esas olmamasına rağmen çevredeki uyarıcılar minumum derecede olmalıdır. Şahsı hipnotik transa teşvik için hipnozun doğasını rahatça açıklayabilirim. Kişinin hipnoz hakkındaki her yanlış bilgisinden kişiyi arındırmak gereklidir. Hastaların çoğu hipnoz seansı esnasında şuurlarının kaybolacağını sanırlar. Bu yanlış bir düşüncedir. Onlar açıkça şaşkınlık, dalgınlık, ofis gürültüsü veya buna benzer şeylerin dışında olacaklar, bunları algılamayacaklar fakat onlar trans anında neler olduğunu şiddetli bir şekilde bileceklerdir.
Hastalığın başlangıcına neden olan belli başlı problemlerin ve hastanın hastalığının tartışılması esnasında; sahısa karşı müşfik ve sempatik bir yaklaşım tarzı kullanmak gerekli bir hususdur. Hastanın gözlerine direk bir şekilde bakmaya muktedir olmak; muhtemel problemleri aşmada doktora yardım edecektir.
Kullanılan konuşma dili hastanın idrak alanı içerisinde olmalıdır. Eğer hastaya yararlı olacaksa, onu rahat ettirecekse veya hastalığın sebebini öğrenmede yardımcı olacaksa kullandığımız dil şaşmaz bir tarzda olmalıdır. Kişinin psikolojik yapısını, kişisel kalıbını, fiziksel ve zihin istidadını anlamak çok önemlidir. Bazı hastalara mantıksız öneriler onların ahlaki davranışlarına zıt düşmemek şartıyla telkin edilip onların güvenlerini yeniden kazanılması sağlanmalıdır. Düşüncelililik, nezaket ve itibar zorunludur. Aynı zamanda ona onunla birlikte çalışmadan ne beklediğim hakkında bilgi veririm.
Herhangi bir eğilime karşı kaçınmasını ve uzak durmasını, ne dediğini veya niçin dediğini; ona analiz ettirme, öğretme, sonuca varmak için gereklidir. Doktor trans esnasında sadece bir yol göstericidir; bu nedenle hastanın arzu ettiği herhangi bir zamanda, transın sonuçlandırılması arzu ediliyorsa hasta üzerindeki baskıdan vazgeçilmelidir.
Hipnoz ona katılan kişinin, katılmayı kabul etmediği müddetçe mümkün olmayan ve oluşmayan bir fenomendir. Hipnoz, hasta ile doktor arasında olan ortak bir çalışmadır.
Hipnozun amacı; kişinin kendisini kişisel olarak kontrol etme kapasitesinin yükselmek ve hastayı daha fazla hipnoterapiste bağlamamaktır. Hipnozun derinliğini artırarak ilerlemeyi temin etmek için belirli bir dereceye kadar anksiyete gereklidir; bu nedenle tüm hastalardaki anksiyeteyi dağıtmaya hipnoz esnasında teşebbüs etmeyerek, bu durumun normal ve gerekli olduğunu kabul ederiz. Kişi kendi sorunlarını çözmeyi öğrendiği zaman ve buna bağlı olarak duygusu açısından kişiliği geliştiği zaman en iyi sonuç elde edilir. Hergünkü yaşadığı hayatın çatışmalarından habersiz olabilen normal dışı şahıslar sonuçta; anksiyete, depresyon, saldırganlık ve hayal kırıklığı gibi tabloları beklemelidirler. Ona problemelerden kaçınması tavsiye edilmemeli fakat çözmesi için cesaret verilmeli ve hergünkü yaşamında karşılaştığı sorunlarla kavga etme rolü öğretilmelidir.
Hastaların çoğu, özellikle hipnoterapiyi talep ederek ona başvururlar. Bazıları hipnoza kendisine yardım eden bir arkadaş gibi kabul ederek onu uygular. Diğer bir grup ta değişik ve yeni şeylere olan ilgilerinden dolayı hipnoza başvururlar. Bunların son ümidi olarak başarısız da olsa bir kaç kez hipnoz görüşmesi denenir. Hipnoz için herkes uygun bir aday değildir. Bunların çoğu çok yararlı bir şekilde hipnotik tedaviden fayda görecek kişiler değillerdir.
Tecrübeyle birlikte hastanın geçmişinde, fiziksel muayenesinde ve davranışı gibi etmenlerde bilgi alırken zorlanabilirsiniz ki bunun hipnoza faydalı olacağı veya olmayacağı kesin değildir. İyi bir rahatlama durumu için hastanın hipnozu gerçekten isteyip istememesi durumlarında azimkar olarak zor problemlerle karşılaşabilirsiniz ki hasta bundan bahseder ya da gerçekten hasta bir nedenle bahsetmeyebilir ki hastaya kabul ettirmek veya ettirmemek bu görüşme esnasında olur.
Genellikle ilk görüşme esnasında hastanın hipnoterapiyi istemesinin spesifik nedenini; hasta bilinçli ve kasdi olarak gizli tutmuş olsa bile siz gerçek nedeni belirleyebilirsiniz. Hasta o esnada kurtulmayı umduğu psikolojik problemlere sahiptir; fakat hasta bu problemleri tartışmayı gönülsüz kabul eder. Bu durumda kendisi için daha az önemli bazı durumlar için hipnoterapiyi ister.
Hastanın tedavi metodlarını araştırmasındaki doğru motivasyonları, hipnoz hakkında anlaya gelebileceği detaylı bir araştırma aracılığı ile kazanır. Sonuçta inandığı hipnoz yöntemi ona göre onun olmasına inandığı tedavi değişikliklerini gerçekleştirebilir ve böylece kendi alışkanlıkları ile ilgili olarak değişeceğini umduğu şeyler bir kere de başarılacaktır. Hastanın anlattığı dertler ve problemler ile, hastanın tedaviden beklentileri arasındaki insicamsızlık ve uyumsuzluk, hastanın sakladığı ve gizli tuttuğu önemli bilgiler için bir ipucudur. Siz özel olarak tutarlı bir şekilde bir durumu not etmelisiniz. Fakat ilk seansta problemlerin tamamını çözmek ve soruları açıklamak gereksizdir.
Hipnoz kişiler arası ilişkinin bir sonucudur. Hipnoz yapabilme yeteneği ve derin hipnoza ulaşmak hipnotizörün yeteneğiyle doğrudan orantılıdır. Eğer hasta başarılmasını istiyorsa genellikle bu durumlarda hipnoz daha başarılıdır.
Hipnoz hakkındaki sorular hastadan istenmeli veya rica edip sormasını sağlamalı. Ön hazırlık sohbetine her açık gerginlik ya da rahatsızlıklarında her gayret ya da mücadele için girişim, hastanın psikolojisinde olumlu gelişmeler sağlamalı ya da hastanın durumunu düzeltmeli.
Yanlış anlamayı ortadan kaldırmak çok önemlidir ve bu tedavinin başlangıcında başarıya ulaşmak için çok yararlıdır. Bir seansta tam bir tedavinin başarılabileceğine inanmak çok önemli bir kriterdir. Ancak bu nadiren mümkün olur. Hastaların çoğu hipnoz esnasında derin bir şekilde bilinçsiz bir durumda kalacağını zanneder. Bu şekilde yanlış anlamalar bir liste halinde uzatılabilir.
Ben hastalarıma ilk seansı uygulamadan önce hazırladığım bu kitapçığı okumalarını tavsiye ederim. Bu kitabın içindeki bilgilerin bir kısmı direk olarak hastalarıma hitap ederken , bir kısmıda uygulayıcılara hitap etmektedir. Ancak bu bölümlerin tamamından da hastalarımın alacağı çok şey vardır.Aşağıda soru cevap olarak verdiğim bilgiler genellikle hastalarımın kafalarında oluşan şeylerdir.
Kaynak: Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! |
_________________ ^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
|