HARBİ SOHBET EYLENCE FİLM DİZİ VE BİLGİ DÜNYASI Forum Ana Sayfa HARBİ SOHBET EYLENCE FİLM DİZİ VE BİLGİ DÜNYASI
sohbet eğlence ve bilgi forumu film izle indirmeden izle oyun oyna
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Büyü Nedir? belirtileri çeşit ve çözumleri
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    HARBİ SOHBET EYLENCE FİLM DİZİ VE BİLGİ DÜNYASI Forum Ana Sayfa -> gizli ilimler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
BARAN
Admin
Admin


Kayıt: 01 Mar 2008
Mesajlar: 2733

MesajTarih: 12,04,2008, 14:53:31    Mesaj konusu: Büyü Nedir? belirtileri çeşit ve çözumleri Alıntıyla Cevap Gönder



Çeşitli yollarla, usulleri kötüye kullanarak bir insanı yönetim altına almaya, ona istenilenleri yaptırmaya genel olarak büyü denir.

Büyü, kötü usullere başvurarak bir insanın iradesini elinden almak demektir.

Büyü ile insanı istemediği şeylere zorlamak, ona istemediği hareketleri yaptırmak mümkün olabiliyor.

Büyücülük, her şeyden önce, dine ve inanca kesin şekilde karşıt olan, batıl inançlara dayalı bir büyüsel işlem toplamıdır. Reçetelere, formüllere dayanan, bunlara değişik anlamlar yükleyen bir uygulamadır. 1584’te Anvers’te yayınlanan Gespar Peucer’in Falcılar (Les Devins) adlı kitapta büyücülük şu şekilde tanımlanır.

Büyüsel işlemler çoğunlukla olumlu (Ak Büyü) veya olumsuz (Kara Büyü, Kırmızı Büyü) bir enerji akışına dayalı olduğu söyleniyor. Bir enerji bedensel bir organa, psiko-somatik (ruhsal-bedensel) bir işleve yöneltilebilir. Tarihte birçok el yazması büyü kitabı hazırlanmıştır. En ünlülerden biri 15. Yüzyıla ait olduğu sanılan, önceki yüzyılda gizem ustası Mc Gregor Mathers tarafından ilk kez İngilizce ye çevrilen sihirbaz Ma Abra-Melin’in Kutsal Sihir Kitabıdır. (The Book of the Sacred Magic of Abra-Melin the Mage). Kitaba göre maddi dünya kötü ruhlar tarafından yaratılmıştır, ancak sihirbaz, koruyucu meleğinin yardımıyla ve büyüsel uygulamalara başvurarak, kötü güçlere karşı koyabilir hatta kötü ruhları yönetebilir.

Büyücülük, şeytanı tanımaya yarayan bir sanattır. Büyücü tarafından çağrılan şeytan ve yardımcıları kendilerini gösterirler veya kendilerini göstermeyip de talep edilen şeyi yerine getirirler.

Büyücülüğün silahı büyülemedir, etkileme ve telkindir. Kuramsal olarak etki ve duygu (sevgi, nefret) dozu güçlü olan bir enerjinin belirli nesneler, formüller kullanarak transferidir. Bu tür etkileşimde en çok kullanılan ve Vudu (voodoo) dahil olmak üzere, her çeşit büyüsel gelenekte mevcut olan mum veya kilden yapılan bir heykelciktir. Hedef olan kişiye yapılmak istenilen şey, büyüsel formüller kullanılarak heykelciğe (kukla, bebek) yapılır. Orta çağdan kalma bir başka yöntem, Şanlı El veya Tutuşan El yöntemiydi. Asılarak ölen birinin eli kesilir, kurutulur ve avucuna siyah bir mum yerleştirilirdi. Dönemin kaynaklarına göre bu eli kullanarak özellikle zehirlenme büyüleri yapılıyormuş.

Burada belirtmek gerekirki büyü, hangi dine ve inanca bağlı olursa olsun temeli vede etkileri aynıdır, her türlü büyü ülkemizde de yapılmaktadır.Dolayısıyla büyünün dini yoktur. İnsan büyük bir enerji yoğunluğuna sahiptir. Bu enerji yoğunluğu insanın bütün vücut ve beyin fonksiyonlarını düzenler;

Bu noktadan ele alırsak, büyü ;insanın enerji yoğunluğunu yok etmek ve ritmini bozmak için yapılan negatif bir enerjiyi çeşitli araçlarla (muska ve buna benzer bir yolla )insanın üzerine yollayarak, vücuttaki enerji akışının düzensiz olarak çalışmasına sebep olan bir araçtır.

Büyülerin, zamana, mekana ve de insana ait olmak üzere çok geniş boyutları vardır. Bir büyü yapılışına göre farklılıklar gösterebilir; insanın iş düzeni,aşk hayatı,sağlığı ,aklınıza gelen her türlü konuda büyü yapmak mümkündür.Büyülerin şekilleri ,yiyerek, içirilerek, bir yere asılarak, konularak gibi farklı türleriolabilir.Bir büyü yapıldığında etkisi bir mikrobun insan içinde çoğalması gibi zamana bağlıdır ;burada kişinin iradesi çok önemli bir rol alır.Büyüler halk arasında, papaz büyüsü, muska ile yapılan büyüler gibi bir çok adlar alır.

Tarihten de bir çok olayda büyü ve büyücülükle ilgili birçok örneklerin bulunduğu bir gerçektir. Unutulmaması gereken;

Her yapılan büyü etki gösterecek gibi bir durum söz konusu değildir.Şartların yerine getirilmemesinden dolayı etki olmayabilir.Yapan kişinin yada sizin istediğiniz yeterli bilgilerin verilmemesi etkinin azalmasına ve de yok olmasına neden olabilir.

Büyü yapıldığı zaman etkisi bazen bir ömür boyu sürer,bazen de zaman içinde yok olur; 1-3-7 yıl arasında değişiklik kazanır, ama yapılış maksadı ve ne için yapıldığı gibi etkilere bağlı olarak devam eder veya biter.

Kaynak:

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



_________________
^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
BARAN
Admin
Admin


Kayıt: 01 Mar 2008
Mesajlar: 2733

MesajTarih: 12,04,2008, 14:55:09    Mesaj konusu: Büyü Belirtileri Alıntıyla Cevap Gönder

Büyü Belirtileri



• Ruh halinizde bir değişiklik hissetmeniz, Vesvese halleri... Mesela; bazıları evden dışarı çıkıp içeri girse elbisesinin hatta tüm bedenlerinin kirlendiği hissine kapılarak elbiselerini değiştirirler ve banyo yaparlar... Bazılarının derdi problemi de su ile; devamlı banyo yapmak isterler saatlerce banyoda kalırlar, saatlerce ellerini yıkarlar.
• Kendinizi tanıyamaz durumda olmanız,
• Gece artarak devam eden sıçrayarak uyanmalar, Uyku esnasında korkma, bağırarak uyanma,
• Korkunç rüyalar görmeye başlamanız,
• Rüyalarınızda sık sık kedi, köpek gibi hayvanları görmeniz,
• Uykuda yükseklerden atılma-düşme-uçma (sık sık olanlar)
• Uyku esnasında dişleri gıcırdatmak..
• Uyku esnasında terlemek (oda sıcaklığı yada giydiği şeylerle alakalı olmayan hallerde)
• Boğuluyormuş gibi olmak (boğazını sıkıyorlarmış hissi)
• Kalp ya da midenizde ilgili rahatsızlığınız olmadığı halde göğüs kafesinizde ağrı hissetmeniz
• Aşırı yorgunluk,
• Ensenizde ağrılar,
• Kasıklarda ağrı yada şişkinlik..
• Saçlarınızda elektriklenmeler olması,
• Gözlerdeki ağrılar,
• Gölgenizin sizi izlediği izlenimine kapılmak,
• Hastada hep bir tedirginlik, uyuşukluk, tembellik
• Takip ediliyormuş hissi
• Yalnızlıktan korkma ve tedirgin olma.. (bazıları da tam tersine yalnızlığı sever ve odalarına kapanırlar, kalabalıklardan hoşlanmazlar)
• Sabahları uyanınca ellerde kollarda (genelde sol kolda) uyuşma
• Akşam yatağına yattığında uyuyamama sağa sola dönüp durma, sabaha karşı uykuya dalma, sabahları da uyanıp kalkamama hali..
• Ayak tabanlarınızın yanma halleri başlıca belirtilerdir.

Bazı insanlarda, aşırı etkilenme ve geç müdahale sonucu sinir bozuklukları ve akli denge bozukluklarına kadar giden olaylar mevcuttur. Bu yüzden dikkatli olup, bu belirtileri önemsemek gereklidir. Büyülerde etkinin beyin iradesiyle en aza indirilmesi mümkündür.

Büyülerin etkileri insanların burçlarına göre de değişkenlik gösterebilir. Yengeç, Aslan, İkizler, Oğlak, Kova ve Yay Burçları büyü konusunda daha hassastır

_________________
^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
BARAN
Admin
Admin


Kayıt: 01 Mar 2008
Mesajlar: 2733

MesajTarih: 12,04,2008, 14:56:45    Mesaj konusu: Büyü Çözmek Alıntıyla Cevap Gönder

Büyü Çözmek




Allahü teâlâ, her şeyi sebeple yaratır. Bir şeye kavuşmak için, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapmak gerekir. Her şeyin yaratılmasında ortak olan manevi sebep, sadaka vermek, 70 kere (Estağfirullah min külli mâ kerihallah) duasını okumaktır. Bu iki manevi sebep, maddi sebepleri bulmaya da yardım eder. Ruhi sıkıntıların çoğu, cinden ve büyüden meydana gelir. Ruhi hastalıklar, sara ve cinden korunmak için, kıymetli kitaplarda bildirilen dualardan bazıları şunlardır:

1- Euzü Besmele ile Fatiha suresini okumalı.

2- Euzü Besmele ile iki Kul-euzü okumalı.

3- Bir miktar suya Âyet-el kürsi, İhlas ve Muavvizeteyn [Nas ve Felak] surelerini okumalı. Büyü yapılan kimse bundan üç yudum içmeli, kalan su ile gusletmeli.

4- Sedir ağacının 7 tane yeşil yaprağı ezilip su ile karıştırılır. Üzerine Âyet-el kürsi, İhlas ve Kul-euzüler okunur. 3 yudum içip geri kalanla gusledilir.

5- Üç kere Salevat ve Fatiha, Âyet-el kürsi, Kâfirun, İhlas, Felak ve Nas sureleri yedişer defa okunup hastaya üflenir. Bunlar tekrar okunup hastanın yatağına, evin her yerine, bahçeye üflenir.

6- Fatiha, Âyet-el-kürsi ve 4 Kul [Kâfirun, İhlas, Felak ve Nas sureleri] yedişer kere okunup hastaya üflenirse, büyü, nazar, hayvan sokması ve bütün dertler için iyi gelir. Tuza okunup, suda eritip içirmek ve ısırılan yere sürmek de olur.

7- Sabah akşam, Bekara suresinin başından 4 âyet ve Âyet-el kürsi ile, Âyet-el kürsiden sonraki iki âyeti ve Bekara suresinin sonundaki 3 âyet, delinin üzerine okunursa, iyi olur.

8- Sabah akşam 24 kere Estağfirullah denir, sonra (Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) denir. Sonra 11 İhlas ve 7 kere Fatiha ve 33 kere, Allahümme salli ve sellim ala seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed okuyup, sevabı Peygamber efendimizin ve Eshab-ı kiramın ve Evliyanın ve sonra isimleri okunarak Silsile-i aliyye büyüklerinin ruhlarına hediye edilir. Bunların hürmetine şifa vermesi için dua edilir. Her gün sabah-akşam böyle dua edilir.

9- Günde 500 kere (La havle vela kuvvete illa billah-il-aliyyilazim) okumalı! Başlarken ve bitirince yüz kere salevat getirmeli. [Bunu her gün muhakkak okumalı, ihmal etmemeli.]

10- Ha-Mim Mümin suresinin başından masir’e kadar ve Âyet-el kürsi okumalı.

11- La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehülmülkü velehülhamdü vehüve alâ külli şeyin kadir okumalı.

12- Cuma günü seher vakti, sağ elinin içine Nisa suresi 99. Âyeti, vemen yahruc’dan rahimâ’ya kadar yazılır, sonra dili ile yalanıp yutulur. 40 yıllık büyü de olsa çözülür.

13- Sar’adan kurtulmak ve cinden korunmak için Âyât-i hırz okunmalıdır! Âyât-i hırz, şu sure ve âyetlerdir:

Fatiha,
Bekara 1,2,3,4,5 ve 163,164 ve 255,256,257 ve 285,286,

Âl-i İmran 18,19. âyetten sadece: “İnneddine indellâh-il-islam” kısmı,
Âl-i İmran 26,27 ve 154,

En’âm 17,
A’râf 54, 55,56,

Tevbe 51 ve 128,129,
Yunüs 107,

Hud 56,
İbrâhim 12,

İsrâ 43 ve 110,111,
Mü’minun 116,117,118,

Ankebut 60,
Rum 17,18,

Fatır 2,
Yasin 83,

Saffat 1,2,3,4, 5,6,7,8,9,10,11 ve 180,181,182,
Feth 27,28,29,

Rahmân 33,34,35,36,
Hadid 1,2,3,4,5,

Haşr 21,22,23,24,
Cin 1,2,3,4,5,6,

Buruc 20,21,22,
İhlâs, Felâk ve Nâs sureleri.

Âyât-i hırz nasıl okunur?
Abdest alınıp, 7 istiğfar ve 11 salevat okunup, hastanın sıhhatine niyet ederek, güneş doğduktan ve ikindi namazından sonra, günde iki defa hasta üzerine okunmalı, işaretli yerlerde, hasta üzerine üfürülmeli, şifa buluncaya kadar [kırk gün kadar] devam etmeli. Her defası sonunda, bir Fatiha okuyarak sevabı, Peygamber efendimizin ve Behaeddin Buhari, Ahmed Rıfai ve imam-ı Rabbani hazretlerinin ruhuna hediye edilmeli. Bir nüsha da yazıp, yanında taşırsa, sihirden, büyüden, nazar değmesinden korur. Muradı hasıl olur.

Peygamber efendimizin üç türlü ilaç kullandığı bildirilmiştir. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık da kullanırdı. (Mevahib)

Kur’an-ı kerimin ve duanın etki etmesi için bazı şartların gözetilmesi lazımdır. Okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması, hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilaçlardan perhiz etmesi, sıcaktan ve soğuktan sakınması lazımdır. Okuyan kimsenin, itikadının bozuk olmaması, haram işlemekten, kul hakkından sakınması, haram ve habis şey yiyip içmemesi ve karşılık olarak ücret almaması şarttır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen dua kabul olmaz.) [Tirmizi]

İmam-ı Şarani hazretleri, (Kuşluk namazına devam edene, cin musallat olmaz) buyurdu. Cin mektubunu, yanında veya evinde bulundurana, cin gelmez ve dadanmış olan cin de gider.

Dua, ilaç gibidir. Allahü teâlâ dilerse tesir eder. Yani tesirini Allahü teâlânın verdiğine inanmalıdır!
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Dert-bela gelince, Hz.Yunus’un duasını okusun! Allahü teâlâ onu muhakkak kurtarır. Dua şudur: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke, inni küntü minez-zâlimin.) [Hakim]

Korku ve belalardan korunma duaları

İmam-ı Rabbani hazretleri, talebeleri ile, uzak bir yere giderken, gece, bir handa kaldılar. (Bu gece bir bela zuhur edecektir. [Besmele ile] (Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemai ve hüves-semi’ul alim) duasını üç defa okuyun) buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı.

Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, imam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, 3 defa okumalıdır. Âyât-i hırz okununca da, bu duayı okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemai ve hüves-semi’ul alim duasını sabah 3 kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.) [İbni Mace]

Korkulu yerde ve düşman karşısında, emin ve rahat olmak için Li ilafi’yi okumalıdır. Tecrübe edilmiştir. Gece ve gündüz, hiç olmazsa, 11 defa okumalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(“Euzü bikelimâtillahi-ttammâti min şerri mâ haleka” duasını okuyana, o yerden kalkıncaya kadar, hiçbir şey zarar veremez.) [Müslim]

(Issız bir yerde, bir şey kaybeden veya bir yardıma ihtiyacı olan, “Ey Allah’ın kulları bana yardım edin” desin! Her yerde, sizin görmediğiniz Allah’ın kulları vardır. Korkulu yerde üç kere, Allah’ın kulları, bana yardım edin demelidir.) [Taberani]

(Hasbiyallahü ve ni’mel vekil sözü her korku için bir emniyettir.) [Deylemi]

Korkulu şeyden kurtulmak ve bir dileğe kavuşmak için Taha suresinin 37. âyetinden [velekaddan] 39. âyetin sonuna [ala ayniye] kadar olan kısım, su geçirmez bir şeye 7 defa sarıp veya içi görünmeyecek şekilde PVC yaptırıp yanında taşımalıdır. Faydası çok görülmüştür.

İmam-ı Rabbani hazretleri cinden korunmak için ve korkulu zamanlarda, (Lâ havle velâ kuvvete illa billah-il-aliyyilazim) okunmasını emrederdi. Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:
Dertlerden kurtulmak ve murada kavuşmak için 500 kere Lâ havle velâ kuvvete illâ billah demeli, okumaya başlarken ve okuduktan sonra yüzer kere salevat-ı şerife okuyup dua etmelidir. (m.174. c.2, m.32)

Dertlerin, belaların gitmesi için, istiğfar okumak da çok faydalıdır, çok tecrübe edilmiştir. Hadis-i şerifte, (İstiğfara devam edeni, çok okuyanı, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Onu, hiç ummadığı yerden rızıklandırır) buyuruldu. İstiğfar, insanı her murada kavuşturur. Tevbe etmeli, istiğfarı çok okumalı. Bütün dertlere, sıkıntılara karşı faydalıdır. Allahü teâlâ, (İstiğfar okuyun; imdadınıza yetişirim) buyurdu. (Hud 52)

İçinde küfre sebep olan muskaları yazmak ve kullanmak caiz olmaz. Büyüyü büyü yaparak çözmek de haramdır. Büyücü, cinci hoca denilen insanlara gitmemeli, dediklerine inanmamalı. Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye’de sihir, büyü bahsini mutlaka okumalıdır.

Kaynak:

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



_________________
^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
BARAN
Admin
Admin


Kayıt: 01 Mar 2008
Mesajlar: 2733

MesajTarih: 12,04,2008, 14:58:34    Mesaj konusu: Büyü Çeşitleri Alıntıyla Cevap Gönder

Büyü Çeşitleri



Asur ve Babil uygarlıklarında ak büyü ve kara büyü'nün ayrımı net olarak yapılmıştı; MÖ. 1800 yılında Kral Hammurabi Kara Büyüyü yasaklamış, uymayanları ölümle cezalandırmıştı.

Ak Büyü

Ak Büyü olumlu, iyiliğe yönelik, şifacı bir büyü türü olarak adlandırılır. Ak Büyü ile Kara Büyü arasındaki farklılıklar sadece niyet, amaç ve formüllerle belirlenmemektedir; bu iki büyü türünde kullanılan malzemeler tamamiyle farklıdır; Ak Büyüde ateş, altın, ayçiçeği, civa, elma, elmas, fasulye, fildişi, gümüş, horoz, inci, incir, kurşun, kuşkonmaz, portakal, sarımsak, su, süt, sirke, tavuk, tuz, yumurta, zeytinyağı kullanıldığı gibi, Kara Büyüde ceset parçaları, idrar, kan, karga, kedi (kara), kurbağa, kurt kanı, timsah dişleri, toprak (mezarlıktan), tüy (kara tüy) yarasa (gözleri ve kanı) kullanılmaktadır.


Kara Büyü

Amacı zarar vermek olan Kara Büyü, Ak Büyünün zıttıdır; sonuçları ölüme ve cinayete varabilir. Kara Büyücü, Allah'tan nefret eder, doğanın kurallarına karşı gelir, kendisini yüceltmek, güçlerini arttırmak için her şeyi yapar. Kara Büyü şeytanla ve ölü ruhlarla (nekromansi) bağlantılıdır. Hz. Musa'dan başlamak üzere bütün dinler bunu bir sapkınlık sayıp yasaklamışsa da, antik çağlardan beri ölülerin ruhlarını çağırıp bu sayede geleceği öğrenmeye çalışmak; “ölü falı” bakmak oldukça yaygın bir yöntemdir. Özellikle Orta Çağ büyücülüğü bununla sık sık beslenmiştir. Orta Çağ Tanrı bilimcilerinden Rabano Mauro şöyle der: “Ölü falına bakanlar, kötü duaları ile ölüleri diriltenler, geleceği öngörüp sorulara cevap vermelerini temin eden kişilerdir. Ölüleri çağırabilmek için ceset kanı gerekiyor, çünkü bu işlemlere yardımcı olan cinler kandan hoşlanırlar.”


Kırmızı Büyü

Kırmızı Büyü olumsuz amaç ve niyetleri, uygulamaları ile Kara Büyünün bir çeşidi yandaşıdır. En gerçek ve en tehlikeli büyüdür. Şeytan'ın ve kötü ruhların büyüsüdür. Kırmızı Büyü ayinlerinde kaz kullanır, kurban kesilir.

Haiti'de yaygın olan, Haitili yerliler ve melezler tarafından uygulanan Voodoo büyüsü en bilindik kırmızı büyüdür. Kökenleri, Afrika totemlerine varan inançlarla beslenir. Vudu Büyücülüğünde düzenlenen ayinlerde dansların, müziğini kendinden geçmelerin, kurban edilen hayvanların (kaz, horoz, kara keçi) nedeni ve amacı adları Loas olan bazı ilkel güçleri (ölü ruhları) harekete geçirmektir. Trans haline geçen vudu rahibeleri, birer medyum gibi hareket ederek bu güçlere teslim olurlar. Vudu'ya benzer bir uygulamaya Brezilya yerlilerinin Macumba (Makumba) törenlerinde rastlanır.

Macumba, temelde cinsel büyücülüğe bağlı, erotizm içerikli bir ayindir. Vudu ayinleri daha çok mezarlıklarda yapılırkenyer, Macumba ayinleri mekan olarak açık alanlar ya da ormanlar tercih edilir. Vudu'nun çok konuşulan ama kanıtlanmayan tarafı ise, Zombiler yani yaşayan ölülerdir (Zombi sözcüğü, mezardan çıkma anlamına gelir). Kara Büyüde, hipnoz ve telkin yolu ile diriltildiği söylenen bu hareket halindeki ruhsuz cesetleri yönlendirmek, Kara Büyücü'nün işidir.


Kaynak:

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


_________________
^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
BARAN
Admin
Admin


Kayıt: 01 Mar 2008
Mesajlar: 2733

MesajTarih: 12,04,2008, 15:00:17    Mesaj konusu: Büyü Gerçekten Var Mıdır? Alıntıyla Cevap Gönder

Büyü Gerçekten Var Mıdır?




Sihir, yahut büyü... Geçmişte olduğu gibi bugün de insanlarımız çaresini bulamadıkları birçok rahatsızlıklarına sihir, yahut da büyü ismi verip çekiliyorlar... Büyüdür, sihirdir, deyince mesele bitiyor... Artık kime kızmışlarsa, kime hasım hissiyle bakmışlarsa işi onun üzerine yıkıyor, ona olan husumetlerini ilerletiyorlar. O yaptı bunu diyorlar. Ne ile belli sihir olduğu, büyü yapıldığı? Ancak bu konuda evham ve hayâlât işliyor, ucu bucağı gelmez vesveseler alıp yürüyor...

Bu gibi mevzularda yapılacak ilk iş, hemen hüküm vermek; sihirdir, yahut büyüdür, deyip işi evham üzerine hükme bağlamak değildir. Önce bir durum tesbiti şarttır. Sihir, yahut büyü mü? Yâni ruhî, manevî bir hâl mi, yoksa cismî ve maddî bir rahatsızlık mı? Bunu düşünüp tesbit etmeye zaruret vardır, Çoğu zaman maddî ve cismî olan bir rahatsızlığı, ruhî, yani manevî sananlar, baştan hatâ ediyor; ilk tedbirlerde yanılıyorlar, çareyi ters taraftan aramaya başlıyorlar. Böylece zaman kayboluyor, hastalık ilerleyip, tedbir zorlaşıyor. Halbuki bunu iyice tesbit ettikten sonradır ki, isabetli çare aramak mümkün hâle gelir.

Bütün bunlara rağmen: Diyelim ki büyüdür, yahut aynı mânâya gelen sihirdir. Çaresi?.. Bunu tedavinin belli bir çaresi, dondurulmuş bir usulü yoktur. Tıpkı yapılması için de belli bir usul ve bilinen bir şekil olmadığı gibi. Umulmadık yerden Allah şifa ihsan eder, bir de bakarsınız ki beklemediğiniz anda ve tedbirde kurtuluş bahis mevzuu olur... Şurasını hemen ifade etmeliyim ki, büyü ve sihir yapanlar, Allah indinde şirk yapan kâfirden sonra gelen büyük günahkârdırlar. Allah önce kendine şirk koşan kâfiri, hemen arkasından da büyü ve sihir yapmak suretiyle ailenin huzurunu kaçıranları azabına lâyık görüyor...

Bu yüzden sihir yaptığını iddia eden büyücüyü islâm hukuku, cemiyette yaşatmaz, İnsanların arasından alıp hemen hapse koyar. Cüzzamlı gibi, onu insanlardan uzaklaştırır... Şurası unutulmamalıdır ki, geçmişteki gibi bugün sihir, yâni büyü yapma ilmi belli ve kesin bir bilgi hâlinde elde mevcut değildir. Kimse kesin olarak şunu yazar, şunu okur, şu hareketle şu büyüyü yaparım da tutar, diyemez. Çünkü bu mevzudaki ilim tarihte kalmış, günümüze kadar gelmemiştir. Kitaplarımızda yoktur. Olmayan şeyi kim bilir? Ama bildiğini iddia ederek insanları kandırır. Böylece denize düşen yılana sarılır.

Büyü ve Sihir ile Geçimsizlik Ortadan Kaldırılabilir mi?

Meşhur ata sözümüzdür. Denize düşen yılana sarılır, denmiştir. Biz de bazen öyle oluyoruz galiba. Çaresini bulamadığımız, teşhisini koyamadığımız sıkıntılarımızda çareyi büyüde, sihirde görüyor; hemen hükmünü veriyoruz.

– Büyü yaptılar, geçimimizi bozup huzurumuzu yok ettiler. Ya da kısmetimizi kapatıp olan işimizi olmaz hale getirdiler.
– Öyle ise çare nedir?
– Çare; büyücülere, sihircilere, falcılara gitmektir…
Maşaallah büyü bozucular, sihir çözücüler de düzinelerle. Yeter ki sen paradan haber ver… Bana öyle geliyor ki, parayı kesin, ortalıkta ne büyücü kalır ne de sihirci… Aslında ben büyünün, yani sihrin varlığını kabul ediyorum. Ancak bunun tarihte kalan bir ilim dalı olduğunu, nasıl yapılıp nasıl çözüldüğüne dair bir ilmin günümüze kadar gelmediğini düşünüyorum. Bu yüzden de şurada burada büyü yapan yahut da bozan kimselere inanmıyorum. Şundan inanmıyorum:

Büyü yapma yahut da çözme ilmi varsa, kitaplarda olacaktır. Kitaplarda olunca onu sadece meçhul kimseler bilmeyecek, kitap okuyan herkes bu bilgiye sahip olacaktır. Görülen odur ki, kitap okuyanlarda böyle doğru bir büyü yapma ve çözme bilgisi yoktur. Tam aksine, kitap okumayanlarda bu sırlı ilim çoğaltılıyor, müşteriler sıraya giriyor. Kanaatim odur ki, aile içinde insanlar, beyin yahut da hanımın tutumundan şikayetçi olurken olayı büyüye, sihre yormakta yanılıyorlar.

Büyü de sihir de tarafların kendilerindedir. Şayet rahatsızlık unsuru olarak gördükleri hallerini kendi iradeleriyle düzeltmeye yönelseler ortalıkta ne büyüye ihtiyaç kalır, ne sihirbaza. Ama nefsi böyle bir özeleştiriye talip olmuyor. Kendi kusur ve hatalarını düşünmeye de fırsat vermiyor. En kolay yolu gösteriyor.

– Büyü yapmışlar, sihirde bulunmuşlar.

Bundan sonra yatakta muska aramalar, kapıda çaput bulmalar alıp yürüyecek; evhamlar, vesveseler, masum konu komşulardan şüphelenmeler meydan alacaktır. Çık çıkabilirsen işin içinden. Hayır hayır boşuna suçlamayın konu komşunuzu, yakınlarınızı ve dostlarınızı. Büyü falan yok, kendi ihmal ve kusurlarınız var. Yapılan büyüden dolayı hanımı evi terk ettiğini söyleyen bir bey:

– Ne olur büyüyü boz, sihiri çöz, bunu ancak sen yaparsın, diye ısrarda bulundu. Ben de:

– Büyü yapılan hanım evi terk ederken bir bahane ileri sürer, bu bahane ile evi terk eder, seninki ne bahane ileri sürdü, onu söyle, dedim. Söylemek istemedi. Israr edince baklayı çıkardı:

– Güya ben akşamları işimden çıkınca hemen eve gelmiyor da meyhaneye uğruyor, iki tek atıyormuşum. Zaten ben de bu itirafı bekliyordum. Hemen çareyi gösterdim.

– Tamam, dedim, işte büyü de, büyü yapan da açıklandı. Büyüyü sen yapıyorsun meyhaneye gitmekle. Büyün de oradaki içkin. Çözmek istiyorsan akşamları işinden doğruca evine gel, meyhaneye uğrama. Göreceksin ki büyü derhal bozulmuş, sihir de hemen çözülmüş.

2005-10-25
Ahmet Şahin


Kaynak:

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


_________________
^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
BARAN
Admin
Admin


Kayıt: 01 Mar 2008
Mesajlar: 2733

MesajTarih: 12,04,2008, 15:01:49    Mesaj konusu: Büyü, Keramet ve Mucize Arasındaki Fark Alıntıyla Cevap Gönder

Büyü, Keramet ve Mucize Arasındaki Fark



Keramet haktır iddia olmadan, "sana keramet gösterirsem inanır mısın?" v.b. gibi iddialar olmadan, Allah (c.c.)'ın salih kullarının elinde meydana gelen harikulade ve görülmemiş işlere keramet denir ki, ayet ve hadis ile sabittir, inkarın da yolu yoktur. Meryem (r.anha)'in kıssası, Ashab-ı Kehf'in kıssası gibi. Bunların hepsi tabi oldukları peygamberlerin mucizelerinden bir şubedir. O peygambere son derece tabi oldukları için Allah-u Teâlâ onların elinde böyle haller gelmesini yaratmıştır.

Bu ümmetin büyüklerinin Efendimiz (s.a.v.)'e tabi olmaları ile onun mucizesinden ve ona uymak ile çok kerametler zuhur etmiştir ki, diğer ümmetlere nisbetle çok fazladır. Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Ali ve diğer sahabelerden bu tür haller zuhur etmiş hatta, Efendimiz ile otururlar iken Cebrail (a.s.)'ı bile görmüşler, efendimize soru sorup, cevabını biliyormuş gibi tasdik ettiğini dinlemiş ve müşahade etmişlerdir.

Kur'an-ı Kerim'de bir âyet-i kerimede Allah-u Teâlâ mealen şöyle buyuruyor; "Her ne zaman Zekeriya mihraba girse, onun (Maryem'in) yanında rızık bulurdu" . Müfessirler buyurdular ki, Zekeriya (a.s.) Meryem validenin bulunduğu yere girdiği zaman, yaz günleri kış meyvesi, kış günleri yaz meyvesi bulurdu. Bu ayet kerameti inkâr edenlere karşı bir delildir. Bir başka âyette ise; "Biz onları (Ashabı Kehf'i) bir sağa bir sola döndürürüz. Köpekleri de giriş yerinde ayaklarını uzatmış durumdadır" buyurulmaktadır.

Süleyman (a.s.)'ın veziri Asaf'ın kerameti de Kur'an ile sabittir ki, Asaf peygamber değildir. Süleyman (a.s.), "Belkıs'ın köşkünü en kısa zamanda bana kim getirecek?" diye sordu. Cinlerden bir ifrit (kötü cin), "sen makamından kalkmadan önce ben onu sana getiririm" dedi. "Bunu yapmaya gücüm yeter ve ben güvenilir (kimse)yim" dedi.

Yanında kitaptan bir ilim bulunan kimse de (Asaf İbni Barhiya), "Sen gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm" dedi. Süleyman (a.s.) tahtı yanına yerleşmiş görünce, "bu Rabbimin lütfudur" dedi.

Meryem validenin, Asaf'ın ve Ashab-ı Kehfin kerametleri Kur'an ile sabittir. Ashab-ı Sahra ve Cürec Rahib'in kıssaları ise hadis ile sabittir.

Ebu Hureyre (r.a.) rivayet ediyor: "Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. "Güreye adında mücahede ehli bir rahip vardı. Annesi ona uzun namaz kılması sebebi ile bir türlü görüşüp; konuşmadığı için kızardı. Allah (c.c.)'a onu rüsvay etmesi için dua eti. Kötü yollu bir kadın vardı. Cüreyc'i yoldan çıkaramayınca, bir çobandan hamile kaldı ve bu haberi etrafa çocuk Cüreyc'den diye yaydı. Halk Cüreyc'in ibadet yerine

geldi. Cüreyc'i zamanın padişahına götürdüler. Güreye, padişahın huzurunda çocuğa şöyle dedi. "Ey çocuk senin baban kimdir?" Çocuk Allah'ın izni ile dile gelip şöyle dedi: 'Anam sana iftira etti benim babam bir çobandır.'"

Yine Efendimiz (s.a.v.) geçen ümmetlerin kıssalarından birini anlattı, özet olarak şöyle; üç kişi bir mağaraya girdi, gece mağaranın kapısına bir taş yuvarlanıp kapıyı kapattı. Kendi aralarında şöyle dediler. "Bizi beladan iyi amellerimiz kurtarır." Her biri güzel bir amelini sırf Allah (c.c.) için yaptığını söyledi ve Allah'a dua ettiler. Taş yuvarlandı ve oradan kurtuldular.

Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali Radiyallahu anhüm ecmaiyn'in kerametleri de bilinen haberler olduğu için uzun uzun yazmadık. Kerameti inkârın yolu yoktur. Ayet ve hadis ile sabittir.

Sahabeden ve tabiinden sonra da Allah (c.c.)'ın dostlarından kıyamete kadar böyle haller zuhur edebilir. Bu Allah (c.c.)'nun dostları böyle hallere peygamberlerine hakkı ile uymakla nail olurlar. Eğer peygambere uymak olmadan harikulade bir hal zuhur etmiş ise o fitnedir, istidraçtır. Keramet değildir. Resulullah (s.a.v.)'e uymadan harikulade halleri olan, Allah (c.c.)'in dostu değil, şeytanın dostudur. (Allah (c.c.)'e sığınırız).

Ibni Kesir şöyle dedi; "Sahih bir şeklide Allah ve Resulünün emirlerine imtisal edip yasak etitiği işlerden sakınanların harikulade halleri Allah (c.c.)'ın o salih insanlara hibesi ve kerametidir. Bu sihir değildir. Eğer Allah (c.c.) ve Rasulü (s.a.v.)'nün yoluna uymak yoksa, o haller onun eşkıyalığındadır. Onun için kötü bir haldir. (İbni Kesir tefsiri)

Salih kulların kerametinin sebebi iman ve takvadır. Şeytanî hallerin sebebi ise Allah (c.c.) ve Rasulünün yasakladığı işler yapmaktır.

Allah (c.c.)'ın dostunun kerameti, iddia olmadan kendisini meşhur etmek için "beni tanıyın ben şöyle şöyle yaparım, ben Allah'ın halis kuluyum" demeden, "gaybı bilirim" gibi iddiaları olmadan, bazen elinde zuhur eden harikuladeliklerdir ki her istediği zaman bu hale sahip değildir.

Kendisinin tanınmasını, büyük adam olduğunun bilinmesini, gaybi haberleri iddia gibi şeyler, kahinlerin işidir. Efendimiz (s.a.v.)'in vasfettiği gibi, bir doğrunun yanına yüz yalan ilave ederler. Gaybi haberler bildiklerini söyleyerek velayet iddia ederler. Bu Allah (c.c.)'ın dostlarının işi değildir, şeytanın dostlarının işidir. Çünkü Allah (c.c.) Kur'an'ın da, "Kendinizi övüp temize çıkarmayın çünkü o kendisinden korkanı, takva sahibi olanı daha iyi bilir" Necm:32 buyurmuştur.

Allah (c.c.)'ın dostları kendilerini çok aşağı görür, Rablerinden korku ile yaşarlar. Bunlar nasıl "ben gaybı bilirim, beni tanıyın, ben evliyalardanım" diyebilir?

Hasılı kelam mucize bir iddia ile karşısındakini aciz bırakmak için peygamberlere verilmiş harikuladeliktir ki, peygamberler için bu vaciptir. Keramet ise Allah (c.c.)'ın dostlarından peygambere uymak bereketi ile hasıl olur ki; sebebi iman ve takvadır. Sihir; fasık, günahkar ve Allah'a isyan edenden sadır olur ki; sebebi Allah (c.c.) ve Rasulünün yasakladığı işleri yapmaktır. Öğrenmek, öğretmek ve tatbik cihetinden de mucize ile kerametten ayrıdır.

_________________
^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
BARAN
Admin
Admin


Kayıt: 01 Mar 2008
Mesajlar: 2733

MesajTarih: 12,04,2008, 15:03:50    Mesaj konusu: Büyü Kimlere Zarar Veremez? Alıntıyla Cevap Gönder

Büyü Kimlere Zarar Veremez?



Şeytan hiç bir zaman insanların huzur içinde, mutlu bir hayat geçirmelerini istemez. İstediği tek şey vardır; bütün insanları kendisiyle birlikte cehenneme sürüklemek. Bunun için de elindeki bütün imkânları seferber eder. İnsanları kandırmak için her türlü hileye başvurur.

Büyü de; şeytanın bu hilelerinden biridir. Şeytanın insanları bu dünya hayatında mutsuz etmek ve kendisiyle birlikte cehenneme götürmek için kullandığı korkunç bir tuzak. Şeytanın bir ilmi; büyü, sihir ve hüddam…

Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de bizlere büyünün var olduğunu ifade ediyor ve Kur’ân-ı Kerim âyetleri gereğince büyünün Allahû Tealâ tarafından kesinlikle yasak edildiğini görüyoruz.

2/BAKARA-102: Vettebeû mâ tetluş şeyâtînu alâ mulki suleymân(suleymâne), ve mâ kefere suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses sihrâ, ve mâ unzile alel melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût(mârute), ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur, fe yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî beynel mer'i ve zevcih(zevcihî), ve mâ hum bi dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yeteallemûne mâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum, ve le kad alîmû lemeniş terâhu mâ lehu fil âhireti min halâ(halâkın), ve le bi'se mâ şerav bihî enfusehum, lev kânû ya'lemûn(ya’lemûne).

Süleyman'ın mülkü üzerine onlar, şeytanların okuduğu (anlattığı, tilâvet ettiği) şeylere uydular (tâbî oldular). Oysa Süleyman, (sihir yapmadı ve) kâfir olmadı. Fakat şeytanlar, insanlara sihri öğretmekle kâfir oldular. Babil (şehrin)deki iki melek (olan) Harut ve Marut'a indirilen şeyleri (öğretiyorlardı). Oysa onlar: "Biz (im bilgimiz, sizin için) sadece bir fitne, bir imtihandır. Sakın (sihir ilmini öğrenerek) kâfir olmayın." demedikçe hiç kimseye bunu öğretmezlerdi. O zamanlar (sihir meraklıları ve onu geçim vasıtası yapanlar) o ikisinden erkek (koca) ile karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah'ın izni olmadan onunla (sihirle) hiç kimseye zarar veremezlerdi. Zaten onlar kendilerine fayda verecek şeyleri değil, zarar verecek şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki; onlar onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan (ve onunla çıkar sağlayan) kimse için ahirette bir nasip olmadığını bilirlerdi. Kendi nefslerini, onunla ne kötü bir şeye sattıklarını onlar keşke biliyor olsalardı

113/FELÂK-1: Kul eûzu bi rabbil felak(felakı).
De ki: "Sabahın Rabbine sığınırım."

113/FELÂK-2: Min şerri mâ halak(halaka).
Yarattığı şeylerin şerrinden.

113/FELÂK-3: Ve min şerri gâsikın izâ vekab(vekabe).
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.

113/FELÂK-4: Ve min şerrin neffâsâti fîl ukad(ukadi).
Ve min şerrin neffâsâti fîl ukad(ukadi).

113/FELÂK-5: Ve min şerri hâsidin izâ hased(hasede).
Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.

Şeytanın ilmini temsil eden büyü, hüddam ve fal okları Peygamber Efendimiz(S.A.V)’in dönemine kadar da insanlar tarafından en üst boyutta kullanılıyordu.

Şeytanın bu ilmi insanlara sadece zarar verir. Şeytanın tesiri altındaki insanlar, şeytandan yardım alarak bu ilmi, başkalarına zarar vermek için kullanırlar. Amaçları onları mutsuz etmektir. Çünkü şeytan onları bu istikamette kumanda eder. Onlar şeytanın da yardımıyla, birbirleriyle iyi anlaşan insanların arasını açmak, evli çiftleri birbirinden ayırmak, insanların hastalanmasını, sıkıntı çekmesini sağlamak gibi birçok kötülüğü yapabilirler. Bugün şeytanın bu ilmi sebebiyle, hayatını inanılmaz işkencelerle geçiren yüzlerce, binlerce insanın var olduğunu görüyoruz. Ne yazık ki insanlar bu korkunç ilmin onları cehenneme götüreceğinin farkında bile değiller. Şeytanın etkisiyle para karşılığında insanlara büyü yapıyorlar. Bu ilmi kullanarak kendilerine çıkar sağlıyorlar.

7/A’RAF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis:) "Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîm’ine onlara karşı (mani olmak için) oturacağım." dedi.

7/A’RAF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükreden bulmayacaksın.

Şeytanın insanları bu dünyada mutsuzluğa, ahrette ise cehenneme götürecek olan bu ilminin yanı sıra bir de Allah’ın ilmi vardır. İnsanları yalnızca mutluluğa, huzura götüren bir ilim. İki yol vardır: Birincisi Allah’ın yolu, ikincisi şeytanın yolu. Ve iki kulluk söz konusudur; Allah’a kul olmak, şeytana kul olmak. İnsanlar ya şeytana kul oluyorlar ya da Allah’a kul oluyorlar.

2/BAKARA-256: Lâ ikrâhe fiddîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun)
Dînde zorlama yoktur. Andolsun ki; irşad (hidayet yolu; Allah’a ulaştıran yol), gayy (dalâlet yolu; şeytana, cehenneme ulaştıran yol)dan açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. O zaman; kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olursa) (Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), artık andolsun ki; o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan (sağlam bir kulba) urvetül vuskaya (mürşidin eline) (tutunup) yapışmıştır. Allah SEMÎ’un ALÎM’dir.

Büyü ile uğraşanlar; şeytanın adımlarına tâbî olarak ona kul olanlardır.

51/ZARİYAT-56: Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn(ya'budûni).
Biz, insanları ve cinleri başka bir şey için değil; Bize, kul olsunlar diye yarattık.

36/YASİN-60: E lem a'had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta'buduş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun).
Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

36/YASİN-61: Ve eni'budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).
Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

Büyüyü yapmak da, yaptırmak da Allah katında çok büyük suçtur. Büyü yapanların, büyüye ait bilgileri satın alan ve onunla çıkar sağlayan kimselerin ahrette bir nasibi olmadığını belirtiyor Allahû Tealâ. Onlar cehennemin en aşağı katına gidecek olan onlardır.


Kaynak:

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



_________________
^^__**?mZaM YoQtUr ßaRnAk ßaSsAm oLuRmU**__^^...BaRaN
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    HARBİ SOHBET EYLENCE FİLM DİZİ VE BİLGİ DÜNYASI Forum Ana Sayfa -> gizli ilimler Tüm zamanlar GMT +1 Saat
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
1. sayfa (Toplam 6 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Gratis Page Rank Service - Pagerank Anzeige ohne Toolbar yatus24.de - Pagerank Anzeige ohne Toolbar


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.104