O, kendini bilen bir gençti
O, taşıdığı değerlerin bilincindeydi
O, kendini bilmezin birine dersini şöyle verdi:
Uzak dur benden!
Sevemem seni Sosyete Güzeli
Yanaşamam dilediğin sevginin çevresine
Önce yüzüme sever görünüp
Arkamdan kahkahalarla güldürtmem seni
Hem söylermisin sen
Ne zamandan beri aşka inanır oldun
Hangi diskotekte unuttun kavalyelerini
"Kızım sakın aşık olma!" diyen baba nerede?
Annen son verebildimi bitmez kaprislerine?
Sen okula devam alışkanlığı kazanabildin mi?
Tard alışından bu yana üç gün geçti mi?
Susma!
Beni hor gördüğün günkü gibi dik başlı ol
Yine söyle saf bir köylü çocuğu olduğumu
Hem haksız da değilsin ki sen bu sözünde
Dünya'ya gelişimiz bile farklıdır birbirinden
Sen bahçesinde renga renk güllerin açtığı
Bembeyaz bir villada
Kuşarın tatlı cıvıltıları arasında
Beyaz giysili doktorun kolarında şeref veridin Dünya'ya
Ben ise
Bahtım misali kapkara bir kış gecesi
Saçaklarından çamurlu suların aktığı
Kerpiç duvarlı, toprak damlı bir evde
Gök gürültüsü sesleri arasında
Yetmişlik Bir ebeninenin kollarında geldim Dünya'ya
Senin Dünya'ya baban şampanya patlatarak
Benim babam ise havaya üç el silah sıkarak kutluyordu.